YÜKLENİYOR

İZ BIRAKANLAR

İZ BIRAKANLAR

Haydar ÖZALP (1924-1996)

Niğde’de siyasi süreçte en çok konuşulan ve yer alan isimlerdendi.

Haydar Özalp 1924 yılında doğdu. 1946 yılında Ziraat Fakültesinden mezun oldu.

21 Haziran 1951 yılında Zirai Mücadele Teknisyeni iken Baş Teknisyen oldu.

Bor Gençlik Derneği Kurucularından ve Yeşil Bor Gazetesinin yayımlanmasında yer almıştır.

1958 yılında Bağımsız Belediye Başkanı seçildi, sonrasında DP’ye katıldı.

Çocuk Esirgeme Kurumu, Kızılay, DP İlçe Teşkilat Başkanlığı, Niğde İl İdare Kurulu Üyeliğinde bulundu.

Enes Hoca Camii ve altındaki dükkanların yapımını sağladı.

Eğitim, sağlık ve su konularında çalışmalarda bulundu.

1960 ihtilali ile bir hafta gözaltına alındı. Serbest kalınca politikayı bıraktı. Konya Ereğli’de Zirai Mücadele dükkanı açtı.

1961 yılında yeniden politikaya döndü. Delege seçimiyle 3. Sırada milletvekili adayı oldu.

Tercih oyuyla ilk sırada çıkarak TBMM’ye girmeyi başardı.

12 Eylül sonrası 1983 seçimlerinde bu kez ANAP’tan meclise girdi.

Değişik kademelerde görev yaptı. 90 sonrası politikadan kendi isteğiyle çekildi. Niğde’de yerel birçok sorunla ilgilendi. Gümrük Tekel Bakanıyken birçok hemşerimize iş sağladı.

Meclisin “Haydar Ağa’sı” olarak tecrübesi ile ilgi odağı oldu.

1. (XII), 2. (XIII), 3. (XIV), 4. (XV)

5. (XVII), 6. (XVIII) Dönem Niğde Milletvekilliği ve

33. Hükümet Nihat Erim Hükümetinde ,

34 Hükümet 2. Nihat Erim Hükümetinde,

ve 35. Hükümet Ferit Melen Hükümetinde

Gümrük ve Tekel Bakanlığı yaptı.

Yavuz Donat’ın Köşe Yazısından:

Bor’un bir zamanlar “Haydar Ağa’sı” vardı. Eski milletvekili, eski bakan, merhum Haydar Özalp. Bor’da hala “onun namı” söyleniyor.

Borlu’nun biri anlatıyor:

-30 yıl siyaset yaptı… Babasından kalanı yedi, bitirdi…. Siyaset onu fakirleştirdi.

Sonra sözü Başkan alıyor:

“Biz o zamanlar gençtik” diyerek, “tanığı olduğu bir olayı” anlatıyor.

Bir gün Niğde valisi, Bor’a gelmiş. Haydar beyi de alıp, bir yere gideceklermiş. Vali demiş ki:

- Haydar Ağa “hayır” demiş:

- Ben milletvekiliyim, siz ise devletin valisisiniz… Önce siz bineceksiniz.

 

İmran ÖZALP

Niğde-Bor İlçesinde doğan İmran Özalp orta öğrenimini Bor, Niğde ve Adana’da yaptı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde yüksek öğrenimini tamamlayan Özalp Hacettepe Tıp Fakültesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları alanında ihtisas yaptı. Aynı Üniversitede doçent ve profesörlük aşamalarını da tamamlayan İmran Özalp 1967-1972 yılları arasında New-York Columbia Üniversitesi, Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Boston Harvarde Üniversitesi Tıp Fakültelerinde Metobolizmanın Doğumsal Hastalıkları alanında eğitim ve araştırmalar yapmıştır.

Prof. İmran Özalp kurucusu olduğu “Fenilketörümli Çocukları Tarama ve Koruma” Derneğinin desteği ve Sağlık Bakanlığının işbirliği ile ülke çapında Yenidoğan Fenilketönüri tarama programını başlatmış ve geliştirmiştir.

Prof. Özalp halen Doğumsal Metabolik hastalıkları çocukların tedavisini desteklemek amacı ile kurulan “Fenilketönüri ve Benzeri Metobolik Hastalıklar” Vakfı (METVAK) ın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir.

 

Muzaffer BUYRUKÇU (1930- )

Yazar, Fertek’te doğdu. Çocukluğu Manisa ve Yalova’da bahçecilik yapan babasının yanında geçti. Ortaokuldan sonra girdiği Pertevniyal Lisesi’ndeki öğrenimini yarıda bırakarak çeşitli işlerde çalıştı. Toprak mahsulleri Ofisi’ndeki görevinden emekliye ayrıldı (1970).

İlk öyküsü kapıcı olarak çalıştığı Son telgraf gazetesinde yayınlandı (1945). Kaynak, Yenilik gibi dergilerde yayımlanan öyküleriyle tanındı. Bulanık Resimler (1961) adlı yapıtıyla 1962 Türk Dil Kurumu Hikaye Ödülü’nü, Kavga (1967) ile de 1968 Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazandı. 1967’den sonra daha çok roman ve anı türünde yapıtlar verdi.

Eserlerinden bazıları:

Katran (1956),
Acı (1957),
Korkunun Parmakları (1959),
Cehennem (1966), G
ürültülü Birkaç Saat (1969),
Bir Olayın Başlangıcı (1970),
Mağara (1971),
Arkası Yarın (1976),
Sıcak İlişkiler (1982),
Şarkılar seni Söyler (1982).

Aşık TAHİRİ (1812/13 - 1882)

Günümüzde ilçe olan Altınhisar’da (Andugu/Ortaköy) doğmuştur. Gülek Bogazi yakınlarındaki Seker Pınarı adıyla anılan yerde ölmüştür(1882). Esas ismi Mehmet’dir. Tahir, mahalle mekteplerini bitirmiş, hafızlık yapmış köydeki medresede okumuştur.

Yazdığı şiir türleri ile Halk Edebiyatında ün kazanmış sairler arasına girmiştir. Hece vezni ile koşmalar, nefesler yanında Aruz ölçüsüyle divanlar, semailer, kalenderi şiirleri ve daha başka türleri de işlediği, elde bulunan eserlerden anlaşılmaktadır.Sairin işlediği konular yoksulluk,ölüm,kıtlık,hastalık,ayrılık,zulüm gibi toplumsal konulardır.Asık Tahiri’nin adına Altinhisar İlçesi’nde bir anıt bulunmaktadır.

Ragıp ÖNEN (1903-1996)

1903 yılında Armutlu Mahallesinde doğdu.İlkokul sonrası Niğde Sultani’den mezun olmuştur.1933 yılında Halil Nuri Bey Kütüphanesinde başladığı görevden 1963 yıllında Ankara’ya tayin olmuştur.

Bor tarihi , şairleri, şiirleri, yaşayanları konusunda önemli bilgi ve belge derleyen ve Şer’ı Mahkeme sicil defterleri inceleyip günümüze kalan önemli bilgilere kaynaklık eden Ragıp Önen, Niğde’nin Sesi ve Yeşil Bor gazetelerinde, araştırma ve yazıları yayınlanmıştır.Bor’dan sonra Ankara Halk Kütüphanesine 7 yıl görev yapmış, 30 yıl da Bor’da çalıştıktan sonra emekliye ayrılmıştır. Bor için bilgi ve belgelerin bugünlere erişmesini sağlayan isimlerdendir.

Talat GÜN (1909- )

1909 yılında Bor’da doğdu.Çeşitli derneklerde görev yaptı.Yazıları,fıkraları ile örnek bir insandı. Öğretmenlik görevi yanında şiir, fıkra ve makale ve 1940 yılında ilçenin kısa özeti yer alan Bor tarihinin kitabını yazmıştır.Bor Gençlik Marşını besteledi.Yeşil Bor gazetesi ve Niğdenin Sesi gazetelerinde çok sayıda makalesi ile Hicri Göncel’in şiirlerini derlediği bir bir kitabı vardır.
Emin ERİŞİRGİL

Prof. M.Emin Erişirgil, Mülkiyeden Mezun olup, Kadıköy’de lise Müdürlüğü, İstanbul Meclisi Mebusan’da Niğde Milletvekilliği yapmıştır. Milli Mücadelede Ankara’ya geçen M.Emin Erişirgil değişik görevlerde bulunmuş, Cumhuriyet döneminde İstanbul Üniversitesi Felsefe Tarihi Profösürü, Edebiyat Fakültesi Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Heyeti Başkanlığı, Müşteşarlık, Siyasal Bilgiler Okulu Müdürlüğü, Sosyolojik ve Ekonomik Doktrinler Profesörlüğü ,Zonguldak Milletvekilliği,Gümrük ve Tekel Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı görevlerinde bulunmuştur.
Togay BAYATLI (1938- )

1938 yılında Bor’da doğdu. İlk Orta Lise eğitimi sonrası İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun oldu. 1957 yılında Vatan gazetesinde gazeteciliğe başladı. Yeni Sabah ve Türkiyespor’da çalıştı. Milliyet gazetesinde Genel Müdür Yardımcılığı ve spor yazarlığı yaptı.

Güneş gazetesine geçti ise de daha sonra Milliyet’e döndü. 2001 yılına kadar Milliyet’te yazdı. Spor yazarlığına devam eden Bayatlı, Türkiye Spor Yazarları Derneğinin kurucularındandır. Uluslar arası Spor Yazarları Birliği (AIPS) yönetim kuruluna giren ikinci Türk gazetecisi ve 1993 yılından bu yana da başkanlık görevini yapmaktadır.
Ahmet Vehbi ECER (1934 - )

Yazar. İslam Mezhepleri Tarihi, İslam Tarihi, konularında eserler ile İmamla ilgili Kırk Hadis (Niğde 1960) İmanın ve Akıl Münasebeti (Ankara 1963) İslam Mezhepleri Tarihi (İzmir 1977) başlıca kitaplarıdır.Yeşil Bor Ve Niğde gazetelerinde de yazıları yayımlanan yazarın sade ve akıcı bir üslubu vardır. Ahmet Vehbi Ecer 'in çeşitli yayınevleri tarafından basılmış 21 eseri bulunuyor.

Eserleri:

1- İmanla ilgili kırk hadis (Çeviri). Niğde, 1960
2- İmanın akıl ve ilimle münasebeti. Ankara, 1963 (Diyanet İşl.Bşk.lığı yayını)
3- İslâm mezhepleri tarihi (Prof. Dr. Avni İlhan ve Prof. Dr. Mustafa Öz ile birlikte).izmir, 1977.
4- Türk din bilgini Matüridî. Ankara, 1978.
5- İslâm mezhepleri tarihine giriş, Kayseri, 1980.
6- İyilikte yarışmak, Kayseri 1983 (Televizyon konuşmaları).
7- Üç Tebliğ, (Vehhabiler - İbn Sina - Mekke Şerifleri). Kayseri, 1985.
8- İslâm Tarihi dersleri, (Metod - Kaynak - İlk Devir). Kayseri, 2000, 2.Baskı, Erciyes Üniversitesi Rektörlük yayını.
9- İslâm Tarihi dersleri II (Dört Halife dönemi). Kayseri, 2000, 2. Baskı. Erciyes Üniversitesi Rektörlük yayını.
10- Lâiklik, Din ve Türkiye, (Prof. Dr. Ü. Günay ve Prof. Dr. Harun Güngör ile birlikte). Ankara, 1997.
11- İlk Osmanlı Kadısı Dursun Fakih, Kayseri, 1995, Küre Belediye Başkanlığı yayını.
12- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi ve Feteva-yı Ali Efendi maddesi. Türkiye Günlüğü Dergisi'nden. (Sayı: 46) Ayrı basım, 1997.
13- Atatürk'ün din ve İslâm dini hakkındaki görüşleri. Kayseri, 1998
14- Toplumsal Değişme, Tasavvuf, Tarikatlar ve Türkiye. (Prof. Dr.Ünver Günay ile birlikte), Kayseri, 1999, Erciyes Üniversitesi Rektörlük yayını.
15- Tarihte ve günümüzde İhvan Ül-Müslimin Örgütü. Kayseri, 2. Baskı. Erciyes Üniversitesi Rektörlük yayını.
16- Tarihte Vehhabi Hareketi ve etkileri, Ankara, 2001, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) yayını.
17- XIII. ve XIV. Yüzyıllarda Kayseri Kültür ve Tarihi. Ankara, 2001, Kayseri İlâhiyat Bilimleri Araştırma Vakfı yayını.
18- Dinimiz İçin Dilimiz, Kayseri, 2001.
19- Zararlı Dinî Faaliyetler ve Amaçları, Kayseri, 2004.
20- İslâm Tarihinde üç olay, Kayseri, 2004.
21-Barelviyye Mezhebi, Kayseri,2007

Sabri CIĞIZOĞLU (1911- )

1911 yılında Bor’da doğdu. İ.Ü. Eczacılık Okulundan mezun olmuş, Askeri eczacı olarak çalışmıştır. 1950’li yıllarda Bor’da eczane açtı. Bor Gençlik Derneği kurulması ve Yeşil Bor gazetesinin çıkmasında büyük çaba ve emeği bulunmaktadır. 1963 yılına kadar Yeşil Bor gazetesinin çıkmasını sağlarken ilçe sorunlarına gazetede sık olarak yazdı. Bor’da yapılan eğitim, sağlık, Okçu suyu, eski eserlerin onarımı ve göçmen sorunları, baraj gibi değişik sorunların çözümünde yer almıştır.
Füsun SAYEK (1947- )

1947 Bor doğdu. 1970 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları AD’da başladığı uzmanlık eğitimini 1971-1976 yılları arasında ABD’de New York eyaletinde sürdürdü. 1976 yılında anestezi uzmanı, 1981 yılında göz hastalıkları uzmanı oldu.

1986 yılında İngiltere’de toplum göz sağlığı sertifikası aldı. TTB Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi Editörü. 1984-1986 Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi oldu. 1990-1994 TTB Merkez Konseyi üyesi daha sonrada Doktor Füsün Sayek, 1996-2002 TTB Merkez Konseyi Başkanlığı yaptı.
Halil ATAMAN (1888- )

1888 yılında Bor’da doğdu. İlk öğrenimi ve Rüştiye’yi Bor’da tamamlamıştır.Yüksek eğitim için gittiği İstanbul’dan sonra, Gönen’de iken gönüllü yazıldığı 1. Dünya Savaşı dönemini ve bu süreci ‘Esaret Yılları’ kitabında anlatmıştır.Daha sonra Almanya’ya gitmiş ve Dabaklık konusunda edindiği bilgileri Bor’a taşımış ve Dabaklık yapmıştır. Bor Tarihi konusunda çalışmalar ve önemli incelemelerde bulunur. Yeni Bor, Yeşil Bor’da derlediklerinin yanında yaşadıklarını da yazmıştır.
Hüseyin Nail KUBALI (1903-1981)

Anayasa Hukuku Profesörü. Rüştiye ve İdadi öğrenimini Afyonkarahisar’da tamamladı (1920). Niğde, Sivas ve Konya’da okudu. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi (1924). Yükseköğrenimini İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Paris Hukuk Fakültesi’nde amme hukuku dalında doktora yaptı. İstanbul Hukuk Fakültesi’nde amme hukuku doçenti olarak görev aldı.

1943’te profesör, 1947’de anayasa hukuku profesörü oldu. Boğaziçi Lisesi’nde felsefe (1937-1943), İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde Devrim Tarihi dersleri verdi. İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanlığı (1948-1950) yaptı, İstanbul Üniversitesi Mukayeseli Hukuk Enstitü Müdürlüğü’nde bulundu (1959-1973). 1958’de DP yönetimince bakanlık emrine alındı, ancak olayın doğurduğu tepki üzerine görevine döndürüldü.

Bir demeci yüzünden üniversite senatosu tarafından disiplin cezasına çarptırıldı, bir ay ders vermekten alıkondu. 27 Mayıs öncesinde tutuklandı, Tahkikat Komisyonu’nca sorguya çekildi, serbest bırakıldı. 27 Mayıs’ta yeni Anayasa’yı hazırlayacak kurulda görevlendirildi. Gençlik yıllarında yazınla da ilgilendi. Hayat ve İçtiat gibi dergilerde şiirleri yayınlandı.

Eserlerinden bazıları:

L’idée de I’Etat chez les pécurseurs de I!Ecole Sociolohique Française (1935),
Esas Teşkilat Hukuk Dersleri (1943-1945),
devlet Ana Hukuk dersleri (1946),
Türk Esas Teşkilat Hukuku Dersleri (1960),
Anayasa Hukuku-Genel Esaslar ve Siyasi rejimler (1965),
Demokrasinin Ana Yurdunda (1966),
Devrim Tarihi Dersleri (1973).


FERİT ÜNAL (1928- )

Bor’da doğdu.Ankara Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Ankara Et Kombina Müdürlüğü, Maiyet memurluğu, Emniyet Müdür Yardımcılığı, Delice, Avanos, H. Bektaş, Derinkuyu, Bala, Çubuk Kaymakamlıkları, Artvin ve Ankara Vali Yardımcılığı, AKP Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

Gençliğinde Bor Gençlik Derneğinde çalıştı.Yeşil Bor gazetesinin çıkarılmasında emek verdi. Yazı işleri Müdürlüğünü de yaptı.Ankara Niğde Öğrenci Yurdu Müdürlüğü görevi ise 1950’li yılların sonlarındadır. Aksaray il olunca, Aksaray Valiliğine atandı.Görev süresi sonunda sonra emekli oldu.Bor sevgisi ile dolu Ferit Ünal yazdığı şiirlerle de Bor’u anlattı. Şiirlerinde Bor’u yaşayan ve yaşatan isim olmuştur.


Halil Nuri YURDAKUL (1898-1970)

Mazlumoğullarından Kolağası Halil Efendinin oğludur. 1898 yılında Borda doğmuş, 1918de Harbiyeyi bitirmiştir. Mondros Mütarekesi yapıldığı sırada teğmen rütbesinde idi. Vatanın tehlikede olduğu o dönemde Milli Mücadele gizli teşkilatına girdi. Yakalanma tehlikesi karşısında maiyeti ile birlikte Anadoluya geçti.

Yunan kuvvetleri 22 Haziran 1920 tarihinde Ayvalık-Aydın hattında genel bir taarruza geçmişti. Beş tümen kadar olan bu kuvvet karşısında direnebilmek çok güçtü. Nitekim kısa zamanda Bursayı ele geçirdiler. Milli güçler mahalli erattan meydana geliyordu. Onlar da düşmanın zulmünden çoluk çocuğunu daha içerilere kaçırma telaşına düştüler. Bu bölgede henüz güvenilir kuvvetler yoktu. Gayret genç subaylara düşüyordu. O tarihte XX. Kolordu Komutanı olan Ali Fuat Cebesoy Milli Mücadele Hatıraları isimli kitabında şöyle yazıyor:

Bozüyükten Bursaya kadar bölgeyi gözetleyecek gücümüz kalmamıştı. İlk icraat olarak Geyvede bulunan 70. Alayın Karaköye getirilmesini ve Karaköy Boğazının müdafaa vaziyetine konulmasını düşünmüştüm. 70. Alay gelinceye kadar, müdafaa mevziinin keşfi için erkân-ı harp binbaşısı Halis Beyi oraya göndermiştim. Bu işler tamamlanıncaya kadar birkaç gün geçecekti. Bu esnada düşmanla nasıl temas edilecek ve hangi kuvvetle zaman kazanılacaktı?

70. Alay kumandanı Halit Bey, emir almak için Geyveden yanıma gelmişti. Fakat Bursadan ilerleyecek düşmanla meşgul olmak onun işi değildi. Mutlaka o saatte bir kuvvet bulmak lâzımdı. Bu sırada karargahıma mülazım-ı sani (teğmen) Halil Nuri Efendi adında genç bir zabit müracaat ederek Bozüyükten toplayacağı 20-30 tüfekli ile Pazarcıka gidebileceğini, oradaki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Yetimoğlunun yardımını evvelce sağladığını söyledi.

Halil Nuri Efendi, bir taraftan düşmanla temas edinceye kadar İnegöl istikametinde gideceğini diğer taraftan düşmanı Nazif Paşa mevkiinde oyalamak için de kafi miktarda kuvvet toplayabileceğini ileri sürüyordu. Bu genç ve cesur zabiti Bozüyüklüler de seviyordu. Muvafakat ettim. Derhal faaliyete geçti. Ufak bir müfreze yaptı. Eğer kafi miktar silah bulmuş olsaydı müfrezenin mevcudu belki yüzü bulurdu. Halil Nuri Efendi aldığı emri tamimiyle ifa etti.

Bir taraftan Nazif Paşadaki müfrezesini Bozüyük ve Pazarcıktan gelen müfrezelerle kuvvetlendirirken, diğer taraftan kendisi de İnegöle kadar ilerlemişti. Yunanlıların İnegölü işgal edecekleri güne kadar orada kalmıştı. Bundan sonra da Nazif Paşadaki müfrezesinin başına geçti."

Halil Nurinin düşmanı durdurduğunu öğrenen ve umumi vaziyeti bildiren raporunu dikkatle dinleyen Mustafa Kemal Paşa, yaveri Muzaffer Kılıç Beye dönerek, Çocuk bir sigara ver. Bu çocuk vaziyeti kurtardı demiş ve hemen Ankaraya dönmüştür. Bu fedakârane hizmet meclis kürsüsünden de dile getirilmiştir.

Harp tarihinde önemli yeri olan Halil Nuri, Sakaryada yaralanmış ve savaştan sonra Harbiyeye öğretmen olarak tayin edilmiştir. Bundan sonra muhtelif askeri görevleri sırasında çeşitli kültür hizmetleri ifa etmiştir.

Tasavvurlarını gerçekleştirmek için 1932 senesi sonlarına doğru Niğdede bulanan 41. Alaya yüzbaşı rütbesi ile tayinini yaptırır. Talebelik yıllarından beri Borda bir kütüphane kurmayı düşünmekte idi. Uzun müddettir topladığı kitaplarını kamyonlarla Bora getirtir. Belediye Meclis Salonuna 5000 ciltlik ilk kütüphaneyi açar. Bununla kalmaz Altunhisar, Çukurkuyu, Kemerhisar ve Ulukışlada da okuma odaları tesis eder.

Boş zamanlarında kar-kış demeden Bora koşar. Bir kaynaşma, bir uyanış sağlamak üzere konferanslar verdirir, spor kulübü, atış poligonu, arkeoloji müzesi, çocuk bahçesi ve köycülük bürosu kurar. Okullara trampetler temin eder. Haftada bir gün milli oyunlar tertip eder. Bor gençlik marşı için yarışma açar. Birinci gelen Talat Gün ün şiiri bestelenir.

Halil Nuri Yurdakul yalnız memleketine hizmet vermemiş, Erciş, Zincidere, Pozantı, Dörtyolda da kitaplık, müze, yol açma, cami inşası gibi birçok işlere ön ayak olmuştur.

1950 seçimlerinde Niğde Milletvekili olarak meclise girmiştir. 1954 yılında Emekli Sandığı İdare Heyetine getirilmiştir.

Halil Nuri Yurdakul 28 Şubat 1970 tarihinde ölmüş, Acıgöl Mezarlığına defnedilmiştir.


Ömer Fethi GÜRER (1957- )

20 Eylül 1957 yılında doğdu. Babası Lütfi,annesi Kadriye Gürer'dir. Niğde Bor Zafer İlkokulu, Bor ŞNP Lisesi Orta kısmı, Balıkesir Bandırma Endüstri Meslek Lisesi, Niğde Meslek Yüksek Okulu ve Çukurova Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Çukobirlik İplik Fabrikasında iş yaşamına başladı.1978 yılında iş yerinde Tekstil İşçileri Sendikası Şube Başkanı seçildi. Tekstil iş kolunda imzalanan en kapsamlı sözleşmeye imza attı.

1985 yılında İnter araçları pazarlama şirketi servis ve Tesis Müdürü olarak Motorlu Araçlar Ticaret A.Ş çalışmaya başladı. 1993 yılında Meysan Yağ Fabrika Müdürü, 1995 yılında Kaynak Şirketler grubu Pazarlama ve Satış Müdürü oldu Bilahare Safir Tuz, Sultan Makarna, Divan Kahve, Niksar Ayvaz su fabrikaları Genel Müdür Yardımılığı ve Genel Müdür görevlerinde bulundu.Son olarak Taşdelen A,Ş Genel müdür görevinde iken kendi isteği işten ayrıldı. Emekli oldu.

İstanbul Niğde Derneğinde 2.nci başkan ve Yönetim Kurulu üyesi olarak iki ayrı dönemde görev aldı. 1974 yılında Yeşil Bor gazetesinde Köşe yazıları ve şiirleri yayınlanmaya başladı.Niğde'nin sesi, Niğde Hamle, Niğde Hasret, Yeni Bor, Niğde Anadolu, Niğde 51, Bor'un Sesi gazetelerinde köşe yazıları ve haberler yazdı. Kent haber, Turizm forumu, Niğde haberci Onurlu Hamle sitelerinde yazıları yayınlanan Gürer Niğde ili ile ilgili yayınlanmış beş bini bulan makalesi var.

Antalya Baro Dergisi, Özyönetim Dergisi, Bildirge Dergisi, Niğdemiz Dergisinde yazıları yanında çok sayıda meslek dergisinde makalesi yayınlandı. Adana Bölge gazetesinde 'Kuzeyden Güneye Doğu İlleri' yazı dizisi ile ülkemizde gezdiği yerleride gündeme taşıdı. Değişik Meslek dergilerinde de mesleki yazılarıda çıktı.

Hürriyet, Cumhuriyet, Güneş ,Günaydın gazeteleri Niğde ve Bor Muhabirliği yaptı. Kumar, Kader,Bizim Ramazan hikaye denemeleri ve 'Lafola' şiir kitabı Ve (625 sayfa büyük boy.ISBN 975 -270-668-1) Bor Şehri kitabı yayınlandı. Turizm Yazarları Derneği ve FİJET üyesidir. Tülin Gürer ile evli Övgü ve Lütfi Övünç adı ile iki çocuk babasıdır.


Halit MENGİ (1883- 1958)

Bor’da doğdu. Babası Hüsnü Efendi’dir. Halit Hami Bey, 4 Eylül 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Başkanlığında toplanan Sivas Kongresi’ne Niğde Delegesi olarak katılmıştır. Hacı Hazım ve Hacı Şerif Efendi soyundandır.Osmanlı Devleti zamanında Kaymakam Ali Kemal Bey döneminde yaptırılan Hükümet Konağında inşaat katipliği ile çalışma yaşamına başlamıştır.

Bor Belediyesinin değişik birimlerinde görev yaptıktan sonra değişik bölgelerde de çalışmış ve 1914 yılında Karaman Mal Müdürü iken, Bor Belediye Başkanlığına getirilmiştir.1916 yılında Aksaray Kaymakamı, sonrasında Karaman Belediye Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. 1920 yılında Bor Belediye Başkanlığı için aday olmuş ve bu kez seçim ile kazanmıştır.

Kuvay-ı Milli örgütlenmesinde bölgedeki öncü isimlerdendir. Kurtuluş Savaşında aktif uğraş veren Halit Mengi, 1923 yılında CHP Milletvekili seçildikten sonra 1923-1950 yılları arası Milletvekilliği yapmıştır. Niğde için önemli hizmetlerde bulunan ve sık olarak sorunları yerinde dinlemek için Niğde ve Bor’a gelen Halit Mengi 1958 yılında Bor’da ölmüştür.


Lütfi Fikret TUNCEL (1934- )

Bor ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Bor’da, Lise’yi Niğde ve Afyon’da okudu. 1953 yılında Afyon lisesini bitirdi. 1956-1967 döneminde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.Yeşil Bor gazetesinin yayınında görev aldı. Bor tarihi ile ilgili Niğde gazetesinde yazdı.1957 yılında Kaymakam Yardımcılığı görevinden sonra 1959-1960 yıllarında yedek subaylık hizmetini yaptıktan sonra 1960 yılında Ankara Maiyet Memurluğu’na atandı.

Pozantı Kaymakam vekilliği, 1961 yılında Küre Kaymakamlığı, 1962’de İkizdere Kaymakamlığı, 1966 yılında Hadim Kaymakamlığı yaptı ve 1968 yılında Mülkiye Müfettişliğine tayin oldu.1975 yılına kadar İçişleri Bakanlığı’nın çeşitli birimlerinde görev yaptı. 1975 yılında Adana Valisi oldu. Sonra 1978 yılında Tokat Valisi, 1979 yılında Konya Valisi, 1984’de Sivas Valisi, 1990’da Tekirdağ Valisi ve 1991 yılında Aydın Valisi olarak hizmet verdi..

1993 yılında Anayasa Mahkemesi üyesi seçildi.Anayasa Mahkemesi’ndeki görevinden sonrada OYAK Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Ayrıca "1965-1969 yılı İçişleri Bakanlığı’nın Çalışmaları" ve "Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa ve Tenbihnameleri" isimli iki eseri bulunmaktadır.


Ebubekir Hazım TEPEYRAN (1864-1947)

Yazar. Niğde Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra özel dersler aldı, Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Çeşitli memurluklardan sonra Musul Valisi, Şûra-yı Devlet Azası (1903), Manastır ve Bağdat Valisi oldu. Meşrutiyet’in ilanından sonra Sivas ve Ankara valilikleri, İstanbul şehreminliği, Hicaz ve Beyrut valiliği, Şûra-yı Devlet Mülkiye ve Maarif dairesi Reisliği, Bursa valiliği görevlerinde bulundu.

Mütareke yıllarında iki kez Dahiliye Nazırlığı yaptı, bu görevdeyken Kuva-yı Milliye’ye yardım ettiği gerekçesiyle Divan-ı Harb’e verildi. Önce idama, sonra kürek cezasına mahkum edildi (1920). Tevfik Paşa’nın sadrazamlığı döneminde askeri temyiz, kararı bozdu. Gizlice Anadolu’ya geçti. Ankara Hükümeti’nce Sivas ve Trabzon valiliklerine getirildi.

Cumhuriyet’ten sonra üç kez Niğde milletvekili seçildi. Türkçe ve Fransızca şiir, anı, öykü kitapları yayınladı. Tek romanı Küçük Paşa’nın (1910) Türk yazınında önemli bir yeri vardır. Nabizade Kazım’ın “Karabibik” (1980) adlı öyküsünden sonra köyü ve köylüyü yazınımıza sokan ikinci romancıdır.

Eserlerinden Bazıları:

Eski şeyler (1910),
Zalimane Bir İdam Hükmü (1946),
Canlı tarihler,
Ebubekir Hâzım Tepeyran Hatıraları (1947).


Hacı ŞİMŞEK

Niğdenin Sesi gazetesinin 1962 yılında Bor temsilciliği görevinde bulunmuş, 1967 yılında Köprübaşı mahallesi Zengerdek sokakta Matbacılığa başlayarak,1969 yılında Yeşil Bor gazetesini yeniden yayınlamaya başlamıştır. 1984 yılına kadar gazetecilik yapan Şimşek, Sarı Basın Kartı sahibi ve Anadolu Basın Birliği üyesi idi. Değişik gazetelerin Bor muhabirliğini de yapan Hacı Şimşek, memleket meselelerinin çözümü için bir çok konuda girişimlerde bulunmuştur. Halk eğitim ve değişik derneklerde yönetim kurullarında çalışmış, Bor sevdalısı birisidir.


Ali ERCAN (1931- )

Ali Ercan, 1931 yılında Niğde’ye bağlı İçmeli Köyü’nde doğdu. Küçük yaşlarında anne ve babasını kaybetti. Sekiz yaşından itibaren çalıp söylemeye başladı. Zamanla çevresindeki saz ve halk şairlerinden öğrendikleriyle beste yapmaya, bağlamasını daha iyi çalmaya başladı.

On sekiz yaşında İstanbul Radyosunun açtığı sınavı kazanır ve burada çalışmaya başlar. Bir süre sonra bu görevinden ayrılır ve serbest olarak çalışmaya başlar. Asker ocağında yurdun farklı yerlerinden gelen, bağlama çalan ve türkü söyleyen insanlarla tanışma imkanı bulur. Dolayısıyla askerde iken ufkunu genişletir ve bilgisini oldukça artırır.

1962 yılında "Karakaş Gözlerin Elmas" türküsü ile tüm yurtta tanındı. 1964 yılında ilk plağı olan "Adanaya bir kız geldi gördün mü" yü çıkardı. 1965 yılında hazırlamış olduğu "Karakaş Gözlerin Elmas ve Niğde Türküleri" kitabı Niğde il basımevi tarafından basıldı. Aralarında "Karakaş Gözlerin Elmas" ve "Adaletin Bu Mu Dünya" nın da olduğu 300 kadar eseri bulunmaktadır.

İBRAHİM HAKKI EROĞLU (1874-)
1874 yılında Niğde’de doğan İbrahim Hakkı Eroğlu Kayseri’de üniversite (medrese) eğitimi aldıktan sonra Niğde’de öğretmenlik yapmıştır.

Eroğlu, daha çok yaşadığı dönemdeki olaylar üzerine duygularını ve düşüncelerini manzum olarak yazmıştır.

Arapça ve Farsça Öğrenen Eroğlu’nun Şeyh Sâdi Şirâzi’den iki, Feridüddin Attar’dan bir olmak üzere üç manzum tercümesi vardır.

ESERLERİ: Yayınlanmayan, çeşitli tarzlarda yazılmış 526 parçada 4451 mısradan oluşan şiir mecmuası vardır. Tercüme: Gülistan(Gül Suyu)Tercümesi(1740), Bustan(Çiçek Bahçesi) Tercümesi(1945), Pentnâme (Feridüddin Attar) Tercümesi.

MEHMET EMİN ERİŞİRGİL 
Eski içişleri bakanlarından felsefe profesörü ve yazar Emin Erişirgil, 1891 yılında Niğde’de doğdu. Öğrenimini Niğde ve İstanbul’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi sosyoloji ve felsefe doçenti olmuş, 1915 yılında Mehmed Akif Ersoy, Ziya Gökalp, Yahya Kemal Beyatlı, Babanzâde Ahmed Nâim gibi hocalarla beraber öğretim üyeliği yapmıştır. M. Akif Ersoy ile olan arkadaşlığı verdiği eserlere önemli katkı sağlamıştır.Son Osmanlı Mebûsan Meclisi’ne Niğde milletvekili olarak girmiştir. İkinci Hasan Saka kabinesinde Gümrük ve Tekel Bakanlığı(1942), Şemsettin Günaltay kabinesinde (1949) İçişleri Bakanlığı yaptı. 1950’den sonra resmi görevlerinden çekildi ve kendisini tamamen yazı hayatına verdi.

Yeni Mecmua(1917), Dergah(1921), kendi çıkarttığı Ülkü ve Dil ve Tarih Coğrafya Dergisi’nde çeşitli makaleleri yayınlanmıştır.

ESERLERİ: Kant ve Felsefesi(1923), Yurt Bilgisi(1930), Sokrat(1931), Filozofi(1935), Kant’tan Parçalar(1935), Filozofiye Başlangıç(1936), Merak ve Dikkat(1956), Neden Filozof Yok?(1957), Bir Fikir Adamının Romanı-Ziya Gökalp(1951), İslamcı Bir Şairin Romanı-Mehmed Akif Ersoy(1958), Hamle(1960).
 

NİĞDELİ MUSTAFA EFENDİ(RATIPZADE MUSTAFA)
11 Eylül 1919 yılında Sivas Kongre üyeliği yapmıştır.(Vatan Gazetesi, 28,12.1943 )

PROF.DR.H.AVNİ GÖKTÜRK
1901 yılında Niğde'nin Fertek Köyünde doğmuştur.Orta tahsilini Niğde ve Konya da  yaptımış,İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra Devlet Şurası mülazimliğinde bulunmuştur,buradan Adliye Bakanlığı tarafından İsviçre'ye gönderilmiştir.Cenevre Hukuk Fakültesi'nde lisans ve doktora yapmış,ayrıca Berlin Üniversitesine de üç yıl devam etmiş, bundan sonra bir müddet Londura Üniversitesinde tahsilde bulunduktan sonra yurdumuza dönmüştür.(Ulus Gazetesi,30.01.1946)
 

AHMED KUDDÛSİ (1760-1848)
Çevremizde Şeyh Kuddûsî adıyla tanınan şair (11Rebiulevvel) 1183 gecesinde Bor’da doğmuştur (1760). Doğum gününün pazartesi olduğu kaydedilen şairimizin babası Mer’aşi zade İbrahim Efendi’dir. Maraş’tan geldikleri anlaşılmaktadır. Öz annesinden 18 kardeş oldukları halde bunlardan Ahmet ve Mahmut’tan gayrısı vefat etmiştir. Ahmet Kuddûsi Nakşî usulünde babasından ders ve feyz alarak tasavvuf âlemine dalmıştır. Fehmi Kuyumcu’nun "Kuddûsi Divanı" önsözüne göre çeşitli konularda eğitim görmüş “medrese tahsili görmüştür”. Babası 1785 yılında vefat edince büyük bir sarsıntı geçiren şair merhale merhale ilmi ve irfanı kavileştikçe şiirde ve ifade de gelişmiş ve bugün elimizde bulunan divan meydana gelmiştir. Zamanın dil ve kültür gerçekleri de nazarı itibara alındığında günümüzün okuyucusuna sunulması için açıklamalı ve karşılaştırılmalı bir divan yayınına ihtiyaç olduğu söylenebilir. Onu edebiyat tarihimizin, yaşadığı dönem temsilcilerine dâhil etmek, yeni nesillerin de zevkle okuyup anlayacakları bir kıvama getirmek gerekiyor. Her ne kadar yayınlanan divanda sözlük bölümü ilave edilmişse de, şiirin mahiyeti ve özel deyimleri sebebiyle, açıklamalara ve yorumlara ihtiyaç olduğu söylenebilir. Şairin okuyucuları ve takdirkârları Bor’da “Ahmed Kuddûsi”yi anma günleri tertip etmişlerdir. İlk toplantı 1985 yılında yapılmış, ikinci toplantı 25 Ekim 1986 Cumartesi günü Niğde Valisi Ünal Özgödek’in konuşması ile başlamış, M. Asım Köksal “Bütün Yönleriyle Ahmed Kuddûsi’de Ahlak Anlayışı”, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Vehbi Ecer “A. Kuddûsi Hz’nin Allah Aşkı", Fehmi Kuyumcu “İlmi ve İrfanı”, Avukat İsmail Özmel “Yunus’tan Kuddûsi’ye” konularında konuşmuşlardır. Bu ilmi çalışmalar zaman içinde Kuddûsi gerçeğini daha da tanıtacak ve sevdirecektir.

Şiirlerinde bazen dil çok ağırdır. Çoğu zaman da sade ve akıcıdır. Mısralarında aruzun havası hemen hissedilir. Çok çeşitli konular şiirinin malzemesi olmuştur. İlim, irfan, çalışma, doğruluk, kanunlara saygı, sevgi, Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, Mevlânâ sevgisi, taassup yergisi gibi birçok konuda yazmıştır. Divanında 942 şiir vardır. Pendnamesi, Vasiyetnamesi, İcazetnamesi ve dört mektubu bu divana ek olarak yayınlanmıştır.

Çileli ve feyizli bir hayat yaşamış, 1848 yılında Bor’da vefat etmiştir. Mezarı Bor kabristanındadır. Şehir içinde bir de makamı vardır.

Bor’da girişte, dört yol ayrımında yaptırılan "Ahmed Kuddûsi Makamı" iki kattan meydana gelmektedir.

Ahmet Kuddûsi, şiirleri kitap halinde yayınlanan şanslı şairlerimizden birisidir. Yalnız, tarihi hayatından çok, menkıbevi hayatı derlenmiş ve anlatılmıştır. Fehmi Kuyumcu tarafından 1.6.1982 tarihinde Ankara’da yayınlanan “Kuddûsi Divanı” adlı eserde önsöz olarak menkıbevi hayatından birçok örnek vardır.

HALİL NURİ YURDAKUL(1898-1970)
1898 yılında Niğde ili Bor İlçesinde doğ­du. İlköğrenimini burada tamamladı. Daha sonraki mesleki eğitimini Bursa Askeri Orta Okulu, Kuleli Askeri Lisesi ve Pendik İhtiyat Zabit Namzetleri okulunda tamamladı. Pendik İhtiyat Namzetleri Okulunu bitirdikten sonra burada öğretmen olarak kalmıştır. Mondros Mütarekesi ilan edildiği sırada Erenköy İhti­yat Zabit Namzetleri talimgâhında öğretmen olarak görev yapıyordu. Kurtuluş Savaşında büyük kahramanlıklara imza atan Yurdakul; Pazarcık, Bozüyük ve İnegöl’de bölgeden oluşturduğu gönüllü askerlerle emperyalist güçlere karşı koymuştur. Bursa cephesinin kurulmasında da büyük yararlar sağlamıştır. Atatürk ve Ali Fuat Cebesoy’dan emir ala­rak topladığı milli kuvvetlerle düşman seli karşısına çıkmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda üç kez yaralanan Yurdakul, 1., 2. İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz Savaşlarına da katılmıştır. 2. İnönü Savaşı sırasında onun yine harp tari­himize mâl olan önemli başarısını Garp Cep­hesi Harekât Şubesi Müdürü Tevfik Bıyıkoğ­lu aşağıdaki şekilde açıklar: “24. tümenimiz aldığı tertiple Yunanlılara, Isırganlı-Hamidiye ileri mevzilerinin esas mevzi olduğu hissini vermeğe muvaffak olmuştur. Burada bütün tümenin bilhassa 143. alayın dış kanadındaki bölüğü faal hareketi ve kendi teşebbüsleriyle Yunan tümeninin saldırış kanadına taarruz et­mesinin büyük hissesi vardır. Bu bölük evvel­ce 1. İnönü’ de temayüz etmiş olan Halil Nuri Yurdakul’un bölüğüdür. Teğmen Halil Nuri cephelerde gösterdiği başarı yanında, Cevat Giritli ve Sadi Kadıköy ile birlikte haber alma hizmetlerinde de başarı göstermiştir. Yurda­kul, Yunan 1.ve 11. kolorduları bölgesinde çalışmış, yirmi günlük turları sonunda aldığı bilgileri Bolvadin’de yerleşen 2. orduya ulaş­tırmayı başarmıştır. Bu üç kahraman askerin köylü kıyafetli resimleri Atatürk’ün emri ile İstanbul Askeri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Yurdakul 1927 yılından itibaren yedi yıl boyunca Muhafız Alayı’nda görev yapmıştır. 1933 yılında Halil Nuri Yurdakul, Niğde 41.Fırka 12. Alay 3. Bölük Komutanıdır. 1935 yılından itibaren üç yıl boyunca Van ili Erciş ilçesin­de Askerlik Şube Reisliği görevinde bulun­muş ve 24.10.1938 tarihinde Niğde Askerlik Dairesi Mülhaklığına atanmıştır. 1940 yılında Niğde Piyade Alayında 3. Tabur Komutanı olarak görev yapmıştır. Sonra Kayseri Zen­cidere Gedikli Erbaş Hazırlama Orta Oku­lu Dâhiye Müdürlüğü ve Gedikli Hazırlama Okul Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur. Daha sonra, Pozantı, Dörtyol ve Maraş’ta gö­rev yaptı. Milletvekili olmadan önce Adana da Seferi Gereçler Depo Müdürlüğü görevinde bulunuyordu. Başarılı çalışmalarından dola­yı 14.5.1925 tarihinde Büyük Millet Meclisi, Onu Takdirname ve İstiklal Madalyası ile taltif etmiştir. 1940 yılında dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak tarafından para ödülü ile Maarif Vekili Hasan Ali Yücel tarafından Teşekkür Belgesi ile ödüllendiril­miştir.

Yurdakul’un askeri kimliği yanında, kültür adamı kimliği de çok önem arz etmektedir.
Halil Nuri Yurdakul 1950 seçimlerinde Niğde Milletvekili olarak meclise girer. Asker ve kültür adamı kimliği ile yürüttüğü başarılı çalışmalarını siyasî hayatında da devam ettirir. Niğde ili Bor ilçesinde adını taşıyan Halil Nuri Bey İlçe Halk Kütüphanesi mevcut olup, Niğde Üniversitesi’nde bir kampüse de onun adı verilmiştir.

Üç erkek ve iki kız olmak üzere beş çocuk babası olan Yurdakul, 28 Şubat 1970 tarihinde vefat etmiş ve doğum yeri olan Niğde’nin Bor ilçesindeki Acıgöl Mezarlığı’na defnedilmiştir.

MUALLİM ETEM (1890-1915)
Şehit Muallim Etem, Niğde'nin Hacı Abdullah Köyü'nde 28 Şubat 1890'da doğmuştu. Babasının adı Hasan, annesinin adı Zeynep'dir. İbrahim Etem, bir yandan 1912'den itibaren Beyazıt Numune Mektebi'nde öğretmenlik yaparken bir yandan da İstanbul Hukuk Fakültesi son sınıfa devam ediyordu.
Çanakkale Savaşı'nın başlamasından sonra okulunu bırakarak gönüllü olarak askere gitmiştir. Harpte asteğmenlik görevi yapan Etem, 3. Kolordu, 9. Fırka, 57. Alay, 2. Tabur, 6. Bölük'e bağlı olarak Mustafa Kemal Paşa'nın komutası altında idi.

Muallim Etem savaşın sonunda, 19 Nisan 1915'de henüz 25 yaşında iken şehit olmuştur.

Katıldığı Çanakkale Savaşları sırasında annesine yazdığı fakat gönderemediği mektubu asker mektupları arasında örnek gösterilmektedir.

EBUBEKİR HAZIM TEPEYRAN (1864-1947)
1864 yılında Niğde’nin Yenice Mahallesi’nde doğdu. Halk arasında Tepeviran semti olarak bilinen ma­halleden dolayı Tepeyran soyadına almıştır.1879 yılında Rüştiye’den mezun oldu, 1893 yılında ise Edirne valisi Abdurrahman Paşa’nın vali yardım­cılığı görevini yürüttü. II. Abdülhamit döneminde kendisine “Bala” rütbesi ve ikinci rütbeden “Osmanlı Nişanı” verilerek Musul valiliğine atandı. Başarıla­rından dolayı “Selâm-i Şahane” (Padişahın selamı) ile ödüllendirildi. Ancak ordu müşürinin jurnal ni­teliğindeki bir yazısı üzerine 1901’de “Şura-yı Devlet” âzalığı ile İstanbul’a çağrıldı.

1903 yılında Manastır valiliğine atandı. Valiliği sı­rasında gösterdiği başarıdan dolayı birinci rütbeden “Osmanî ve Mescidî” nişanları ile ödüllendirilmiştir.

1906 yılında Bağdat valiliğine giderken, kendisine “Murassa Osmanî Nişanı” verildi. 1908’de önce Si­vas, sonra Ankara valiliğine atandı. Bir yıl sonra da İstanbul Şehreminliğine getirildi.

1910’da Hicaz, 1911’de Beyrut valisi oldu. Beyrut’un İtalyan zırhları tarafından ani bombardıman edilmesi üzerine sıkı yönetim ilan ederek çıkan kargaşalıkları derhal bastırdı. Bu başarısından dolayı Paris’teki Kâinat Tarihi Akademisi tarafından şeref üyeliği­ne seçildi. 1913 yılında ikinci kez Beyrut valiliğine ataması yapıldı. 1914’de ise “Şura-yı Devlet Mülkiye ve Maarif” dairesi başkanlığına getirildi.

Aralık 1918’de Bursa valisi oldu. Valiliği sırasında Bursa’da artan eşkıyalık olaylarının bastırılmasın­da gösterdiği başarıdan dolayı Kocaeli ve Balıkesir livaları emniyet ve asayişinin sağlanması görevleri kendisine verildi.

14 Şubat 1920’de Dahiliye Nazırı olarak göreve baş­layan Hazım Bey, 8 Mart 1920’de kurulan Salih Paşa Kabinesi’nde yerini korudu.

Bursa valiliği ve Dâhiliye Nazırlığı sırasında milli kuvvetleri desteklediği ve “Kuva-yı Milliye” namıyla müteşekkil Cemiyet-i Bağıye’nin muharrik ve müşevvik­lerinden ve Yıldız Sarayı Hümayunu yağmegerlerinden olduğu iddiasıyla 24 Mayıs 1920 tarihinde tutuklandı. 8 ay hapis yaptı. Nemrut Mustafa’nın başkanlığındaki bir numaralı divani harbi örfi’de yargılandıktan sonra idama mahkûm edildi ise de padişah Vahdettin cezasını küreğe çevirdi.

21 Ekim 1921 tarihinde Damat Ferit Paşa hüküme­tinin görevden ayrılıp yerine Tevfik Paşa yeniden sadrazam olunca, Divan-ı Harbi Örfi’ler tarafından verilen hükümlerin temyiz edilmesiyle ilgili karar­name çıkartıldı, bu hükümden yararlanan Hazım Bey beraat etti. 18 Kasım 1920’de 9 ay hapis kaldığı Sultanahmet Cezaevi’nden tahliye oldu. 31 Mayıs 1921’de ikinci kez Sivas valiliği görevine atandı. 13 Ağustos 1921 yılında da Trabzon valisi oldu.

Emekli olduktan sonra Niğde II. dönem ve daha sonra VI. ve VII. dönemlerde Niğde milletvekili oldu. 5 Haziran 1947’de 89 yaşında iken vefat etti. Atatürk’ün Samsun’a çıkışından Cumhuriyet’in ilanına kadar Atatürk’ün yanında yer aldı.

ZEYNEL ABİDİN (ABİDİN) BEY (BAYHAN) (1869-1944)
1869’da (1285) Niğde’de doğdu. Battal Efendi’nin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Niğde Sıbyan Mek­tebi ve Rüştiyesi’nde tamamladıktan sonra 1890’da adliye memuru olarak devlet hizmetine girdi. Zabıt Kâtibi, Sorgu Hâkim yardımcısı olarak 1904 yılına kadar görev yaptı. Sınavla Dâvâ Vekilliği izni al­dıktan sonra memurluktan çekilerek dâvâ vekilliği yapmaya başladı.

II. Meşrutiyetin ilanından (1908) sonra İttihat ve Terakki Fırkasında politikaya girdi. İl Genel Meclisi Üyeliği’ne seçildi. I. Dünya Savaşı sonu yurdun bir kısmı işgale uğradığından milli mücadeleye katılarak Müdafaayı Hukuk Cemiyeti’nde çalıştı. TBMM’nin I. Dönemi için yapılan seçimlerde Liva Genel Meclisi Üyeliğini koruyarak Niğde Milletvekili seçildi ve 26 Nisan 1920’de Meclise katıldı. 5 Eylül 1920’de kabul edilen “Nisan-ı Müzakere Kanunu”, memurluk ile milletvekilliğinin bir kişi üzerinde bu­lunmasını yasakladığından vâki tebligata karşı Genel Meclis üyeliğini tercih ettiğini bildirmesi üzerine 11 Ekim 1920 birleşiminde milletvekilliğinden istifası Genel Kurulca kabul edildi. Uzun süre Liva Genel Meclisi ve Daimi Encümen Üyeliği’ni sürdürdü.

6 Şubat 1944’te öldü.

HALİT MENGİ (1883-1958)
1883 yılında Bor’da doğmuştu. Bor belediyesinde katiplik ve tahrirat katipliği gibi hizmetlerde bu­lunmuş, muhtelif il ve ilçelerde maliye memurluğu yapmış, Karaman Mal müdürüyken 1914 yılında Bor Belediye Başkanlığı’na tayin olmuştur. 1915 yılında Aksaray Kaymakamlığı, daha sonra Karaman Be­lediye Başkanlığı’nda bulunmuş ve 1920 senesinde Bor Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanarak baş­kan olmuştur. Bu vazifeye 1923 yılında milletvekili oluncaya kadar devam etmiştir.

Halit Mengi Bor’un Milli Mücadele’ye fiilen katıl­masında büyük rol oynamıştır. Mustafa Kemal’in Sivas’ta toplayacağı kongreye Bor’dan da temsilci iştiraki istenince, Niğde’den Muhittin Efendizade Mustafa Bey ile her türlü meşakkate göğüs gererek Sivas’a gitmiş ve kongreye iştirak etmiştir.

Halit Mengi kongreden sonra Pozantı’da Fransızlara karşı gönderilen kuvvetlerin organizasyonlarında yer almış, büyük faydalar sağlamıştır. Halit Mengi Belediye Başkanlığı sırasında şimdiki İş Bankası’nın bulunduğu yerdeki eski belediye bina­sını yaptırmış, pek çok dükkân, ev ve hanı istimlâk ederek Hükümet Meydanı’nı açmıştır.

Halit Mengi siyasi hayattan çekilince Bor’da mütevazı bir hayat sürmüş. Ekim 1958 tarihinde vefat etmiştir.

ZEYNEL ABİDİN ÖZMEN (1890-1966)
Zeynel Abidin Özmen 1890 tarihinde Niğde'de dünyaya geldi. Güllü Ahmet Oğullarından Hasan Efendinin oğludur. Anası ise, Niğde'deki Sungurbey Camii'nin banisi Sungur Bey sülalesine mensuptur. İlköğrenimini Niğde'de, orta öğrenimini İstanbul'da tamamladıktan sonra girdiği Mülkiye Mektebinden 1910 yılında mezun oldu. 6 Aralık 1910 tarihinde Maliye Bakanlığı Varidat Umum Müdürlüğü 4. sınıf Kâtipliğine tayin edildi. 1911'de Konya Maiyet Memurluğu'na gönderildi. Daha sora Niğde Mutasarrıflığı Maiyet memurluğuna gönderildi ise de, Birinci Cihan Harbinin patlaması üzerine Yedek Subay olarak askere alındı. 1919'da terhis edildikten sonra, önce Malkara Kaymakamlığı'na, ardından Bursa Vilayeti Polis Müdürlüğü'ne tayin edildi. Bir ara Bursa Evkaf Müdürlüğü görevini de üstlendi ve Mudanya Kaymakamlığı'na atandı. Casusluk suçuyla Yunanlılar tarafından yakalanarak, İzmir'deki işgal Kuvvetleri Divan-ı Harbi'ne verildi. Burada müebbed hapis cezasına çarptırılarak, Yunanistan'a gönderildi. Yunanistan'da çeşitli hapishanelerde tutuklu-esir olarak kaldıktan sonra, 14 Şubat 1923 tarihinde serbest bırakıldı. Türkiye'ye dönünce Yalvaç Kaymakamlığı'na tayin olunan Özmen, sırasıyla Birecik ve Kilis kaymakamlıklarında bulunduktan sonra, bir süre Mülkiye Müfettişliği yaptı. 1926 yılında Bitlis Valisi oldu. Bunu Muş, Antalya ve Bursa Valilikleri izledi. Bu görevde iken Aydın Milletvekili olarak T.B.M.M.'ne girdi. IV. ve V. dönem T.B.M.M.'nde Aydın'ı temsil ederken, 9 Temmuz 1934-11 Haziran 1935 tarihleri arasında Maarif Vekilliği (Milli Eğitim Bakanlığı) yaptı. Bu arada 15 Haziran 1935 gün ve 2777 sayılı Siyasal Bilgiler Okulu Kanununu hazırlayıp, Meclisten geçirerek yürürlüğe girmesini sağladı. Mülkiye'nin, Ankara'ya nakledilerek, modern bir biçim almasında Özmen'in rolü büyük oldu. 1935'de Milletvekilliğinden ayrıldı. 1943 yılına kadar Diyarbakır'da I. Genel Müfettiş olarak görev yaptı. 1943'de Trakya Genel Müfettişliğine gönderildi. Bu müfettişliklerin, 1948'de kaldırılması üzerine 21 Şubat 1948 tarihinde Afyonkarahisar Valiliği'ne tayin edildi. Emekliye ayrıldığı 15 Haziran 1950 tarihine kadar da Afyonkarahisar Valisi olarak görev yaptı. Türk İdari ve Siyasi Tarihinde önemli bir yeri bulunan Zeynel Abidin Özmen'in, Afyonkarahisar Valiliği döneminde yaptığı işlerin de büyük önemi olmalıdır. Ancak, onun Afyonkarahisar Valiliği yaptığı dönem, deyim yerindeyse, netameli bir dönemdir. Tek Parti İktidarının son yıllarıdır. 1946 seçimleri Tek Parti iktidarını korurken, Afyonkarahisar muhalefet partisine oy vermiştir.

Özmen, 20 Ağustos 1966 Tarihinde Mudanya'da vefat etti.

MEHMET BAHAEDDİN EFENDİ
Ulukışla ilçesinin ilk Müftüsü olan Mehmet Bahaeddin 1897 yılında Ulukışla –Maden (Hamidiye) Kazasının Ömerli Köyü'nde doğdu. İlk tahsilini Ömerli köyünde yaptı. Ömerli Medresesi hocalarından olan dedesi Topal Hoca'dan Kur’an-ı Kerim öğrendi. Ömerli Köyü Karıncadağ yayla medresesine devam etti. Babası Mehmet Efendi’nin yönlendirmesiyle Kayseri vilayetine gitti. Kayseri medresesinde öğrenime başladı ve burada kişiliği, üstün zekâsı ve karakteri ile hocaların dikkatini çekti ve sekiz yıl okuduktan sonra birincilikle mezun oldu. Kayseri medresesinde Osman Hoca'dan icazet aldı. Ömerli Köyü'ne döndü.Ömerli Medresesi Kütüphanesi'nden de yararlanarak ‘’Haçlı Seferleri’’ hakkında araştırma yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzüncü Haçlı saldırısı sonucu yıkıldığını sık sık belirten Müftü Efendi; "saldırının Türkleri tarih sahnesinden yok edene dek bitmeyeceğini ‘’söylemiştir.

Ulukışla Müftüsü Mehmet Bahaedddin Efendi,"İstiklâlsiz din olmaz." diyerek ülkemizde ilk defa Ulukışla İlçesinde oluşturulan Kuvay-i  Milliye teşkilatı içinde görev aldı. İşgalin bir haçlı saldırısı olduğunu söyleyerek yedi düvele karşı milli mücadeleye başladı.

15 Eylül 1335 (1919) tarihinde Ulukışla Müdafâ-i Hukuk Cemiyeti İrşat Heyeti Reisliği'ne seçildi.

15 Şubat 1336 (1920) tarihinde Ulukışla Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Reisliği'ne seçildi.

15 Ocak 1340(1924) tarihinde Ulukışla Halk Fırkası Mutemetliği'ne seçildi.

1340 (1924) yılında Şer’îye ve Evkaf Vekaleti bünyesinde "Heyet-i İtfaiye","Tetkikat ve Te’lifat-ı İslamiye Heyeti ve Efkaf Şurası’nca yürütülen hizmetleri ifa etmek için oluşturulan Diyanet İşleri Reisliği'ne bağlı sekiz kişiden oluşan Müşavere Heyeti Azalığı'na seçildi. Oluşturulan ilk Müşavere Heyeti üyeliğine üçüncü sırada Diyanet İşleri Başkanı olan Ahmet Hamdi Akseki’den sonra ikinci sırada Müftü  Mehmet Bahaeddin Efendi seçilmiştir.

1340(1924) yılında başlayarak 12 Mayıs 1929 tarihine kadar Ulukışla Teyyare Şube Reisliği yapmıştır.

17 Mart 1926 tarihinde Milli Mücadelede göstermiş olduğu kahramanlık, üstün hizmet ve fedakarlıktan dolayı 3516 sayılı İstiklal Madalyası ile taltif edilmiştir.

Sivas Kongresi devam ederken Ulukışla’ya gelen Mustafa Kemal Paşa ile bizzat tanıştı.
 

NOT: Niğdenin yetiştirdiği önemli kişiler bu kadar değil tabiki daha fazlası için buraya tıklayınız.